Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.


"Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?" Zerdüşt Böyle Diyordu.

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Rss | Beyin Masajı | Matrix'e Davet | Ruh Halim Beyin Cilala


Acı

Tarih: 14:24, Perşembe, Temmuz 2, 2009

Dünyanın düşsel görüntüler geçidini kayıtsızca seyrederken Schophenhauer'un söylediği sözü düşünüyorum:
"Büyük acılar daha önemsizlerinin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir."
Yaşantımızda büyük acılarımızın her zaman olacağı gerçeğini duyumsamak, minik bir panik kıymığı batırıyor yüreğime.
Zihnimi sakinleştirmek istiyorum.
Sonsuzluğu düşüneyim bari derken kayış atıyor...
Bedenimi atomlarına ayrılmış bir gaz bulutu gibi hissetmeme engel olamıyorum.
Sert bir rüzgarın eserek tüm parçalarımı gezegenin her bölgesine savurmasını diliyorum...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

aaahhh aşk acısı gibisi var mı...İnsan ölüp ölüp doğar vallahi...

Yazan: Tarih: 2009-07-07 23:12:00, 2009-07-07 23:12:00

Şimdilerde Bir İstanbul öldü derler..
İstanbul yanıyor...
Derler ki İstanbul ağlıyor..
Susarım diyor
Susarım gelene kadar
Şimdilerde İstanbul Keje...
Ben susarım diyor
Sevgimin büyüklüğü kadar susarım
Büyüklüğün kadar
Bir gün beyaz saçlarını koklamak için
Buruşmuş ellerini tutabilmek için doyasıya
Hiç durmadan konuşabilmek için susarım sana
Şimdilerde bir İstanbul öldü
Durdu zaman
Zaman sûr'a sayar zaman
Kavuşma vakti gelecek İstanbul'un
şafak şafak kızkulesi sayacağımız
kızıl zamanı getirecek âfâk
Bütün çizgilerini sileceğiz zamanın
Sonsuzluk bizim ben susarım
kafesinin demirleri kadar kalın bir sabıra
gün gelir geçer zaman
gelir o zaman
zaman;
sabrın da sabırdan usandığı zaman
kim ömür boyu mahkûm olabilmiş ki mahkûmluğa
Senin için bir Galata saklayacağım koynumda
Güvercinler doyuracağım adına
Doğurmamış kedileri seveceğim
uçacağın güne kadar ben susarım..
kana kana içmeye susarım..
derler ki bir İstanbul ölmüş şimdilerde
Ama ben yedi tepenin tam başında bir taş'ım
İçerisinde naaş'ım
Üzerinde konmuş melekler ve gözyaşlarım
Sorgu sual ederler
seni sayıklarım
yetmiş arşın genişletirim dünyanı
içerisinde maviden nur
yeşile çalan aşk..
ben kırk kat sıkışırım ama...
Sûr'a kadar sevgilim
susarım...
Şimdilerde bir İstanbul öldü derler
Sana doğdu bilmezler
Sen sonsuzluğum
Sabır taş'ım
Canım
hasretime mahkûm Baran'ım
hasretine mahkûm bir can'm
sadece gözlerine bak
İstanbul'u gör
Keje'yi gör
Nasıl olsa biri bende gözlerinin
Biri bende ellerinin
Tümü sende yüreğimin
Tümü bende yüreğinin
denize vuran köpükler kadar
mavi-beyaz tuzlu gözyaşlarının
dinle huzur veren sesini
Ve çığlıklarını
sen ağıtlarını Keje'nin
Ben susarım o zamana kadar
Ellerimde rastıklarım
kökboyalarım
hayat çubuklarımla,iğnelerimle
sessizce yanan
tenimi sen döve döve
Çenemi sen döve döve
Alnımı sen döve döve
örüklerini çöze çöze Zerdüşt'ün
Güneşe sen döve döve
sen öve öve
Yezida kadar
Güneş kadar
kırk gün kırk ömür sen kadar
İstanbul kadar büyük ve güzel
ben susarım
ben
Aynı sen susarım

---
Geç kalınmış öneri..
Eşkiya'yı öneririm orada tutku'nun ve tutsak'lığın acının kokteylini kana kana içebilir gerçek ve hayal karışımı bir kokunun büyüsünde devinebilirsiniz..
Şu Fırat'ın suyu akar serindir oooy oy :)

...

Bütünleyebilirdim seni..
gülen yedek bir ben
parçalarımı seç



Aşk'ı çaresiz bıraktım ve hatta komaya soktum...Bütün dilleri biliyordu,çattıklarının dillerini,ellerini kollarını bağlayan ''aşk'' seni kendi dilimle tercümesi sadece bende olan bir dil ile sana yabancılaştırdım...
Sen ki kaç kişinin ölümüne vesile oldun...
Kaç kişi kara sevda yüklü bulutlarını ağladı üzerine...
Acı korkutamaz
yüreğin üç ok yemiş orta yeri
tazyikli akan kanlara bulaşan
gündüz düşlerimde
gerçeklerin ateşini
Sûr'a saklamış
Ademoğlu susun !
Susun kandırdınız beni
Ağzıma kevser diye verdiğiniz
suların tadı tuzlu
Acı,zehirledi
içerinde çocuksu kızıl benleri
alın alın
gözlerimi de oyun yetmedi mi..
acı korkutmaz beni.
Can'ımı hiç tanımadığım
Hiç görmediğim
Görmeyeceğim
Kimliksiz,kim?
komşuların günahları aldı
Ve onlara verdiniz emeklerimi
O'nlar için ziyan ettinizi emeklerinizi
Neredeler şimdi
tapındığınız komşularınız
kızlarınız öldürdüğünüz
çocuklarınızı dövdüğünüz uğurlarına
namus bekçisi komşularınız
görgülü o perde deliklerinden
gözetleyen komşularınız
günaydın demeye korkan
ama hayatınızına patlayan
komşularınız
kurtarsınlar şimdi sizi..
Koşun sabah oldu
yok mu yapacak bir dedikodu
telefona sarılın
kalmadı mı yakacak bir can
alacak günah
var hâlâ
Nasıl uyuyorsunuz ?
Git aynaya bak
Baktığından korun
Sen kahve sefalarında kahkahalar atarken
ellerin ağzında aaa diye
gerçekten mi diye
canı yanıyordu onun
Ölüyordu
Çürüyordu
Onca mezarın ruhu rahatsız etmiyormu sizi?
ben ise o benleri öptüm kıpkızıl
kan kokulu gözyaşlarım
doğum kadar kan kokulu
Onere olun sevinin sevdiğim için sizi
Çünkü bugüne kadar hep
yalan söylediler
kandırdılar sizi
tıpkı......


Ey !aşk,sen aşık oldun ?
Oldun
Ama geç kaldın...
Ama ben de bittin...
Aşk seni bitirdim...
Şimdi yak ağıtlarını
düz şiirlerini

acılar acıtmaz beni...
tam altmış dokuz kromozomumu kaybettim
yetmez mi..
altmışdokuz delik açıldı yüreğimde
hepsine çocuk kokulu hayallerimi doldurdum...
ve çocukluğumu

Aşk'ı kendime aşık ederim çarparım vallahi..
Üst aşk olmalı...:)
Aşk ast-aşk ile üst-aşk arasına gerilmiş bir iptir altında uçurum olan bir ip...psss:))

Paylaşmak istedim...Çok üzülüyorum diyeceğim ama hani diğerlerinin üzüntüsüne diğerleri kadar üzülemez insan psikologlar bile /ağır gelecek ama/ bunun kişiye bir hakaret türü olduğunu söyler...
Ancak acının büyüklüğünden küçüklüğünden ziyade o an acının yaşandığı ortam da çok önemlidir.Acı çektiğiniz bir an'da ellerinizi tutacak ,başınızı yaslayabileceğiniz ,size moral veren,destek olmaya çalışan,bütün herşeyinizi çekinmeden paylaşabileceğinizi bir varlık kazanabildi iseniz acıların hafiflediğini görebilirsiniz...
Ben acıya bir tokat yapıştırırım ki yerinden kıpırdayamaz valla...

paylaşmak istedim..

*************************

Yalnızlık acıyı kutsar.
Ve en saf acı yalnız çekilendir...
Acıyı çekilmez kılan ise çözümsüzlüktür.

Düzenleyen oyumben gün: Wednesday, July 8, 2009 saat: 14:30

yormlar...

Yazan: hikayelerdirgeriyekalan Tarih: 2009-07-07 23:01:16, 2009-07-07 23:01:16

yirmiüç yorum yetmiyormu? acı çekiyorummmmm..yeni paylaşım yeni paylaşımmmmm:)

*****************************

Paylaştıkça delirelim istiyorum. Yaşasın...Oh.

Düzenleyen oyumben gün: Wednesday, July 8, 2009 saat: 13:21

...

Yazan: sahmat000 Tarih: 2009-07-07 16:04:00, 2009-07-07 16:04:00

bazen başım çok ağır geliyor da taşıyamıyorum ben.
bir rüzgar gibi savrulmak,
bir kuş gibi uçmak istiyorum.

büyük acılar... şimdi buruk bir tebessüme bıraktı yerini...

************************************

Acı ve tebessüm tahterevalliye (ne garip bir kelime ya bi kaç defa terkar edince anlamını yitiriyor adeta) binmeye bayılırlar...

Düzenleyen oyumben gün: Tuesday, July 7, 2009 saat: 16:34

hı hı

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-07-07 13:07:07, 2009-07-07 13:07:07

illaki.

**************

Garantii.

Düzenleyen oyumben gün: Tuesday, July 7, 2009 saat: 13:15

haber

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-07-07 12:37:46, 2009-07-07 12:37:46

hmm. bulursan haber et, insanlık da faydalansın.

***************************

Buluşum haberin kendisi olacak...
İnsanlık kanıracak...
Bir hayvan kadar insan olamıyoruz...

Düzenleyen oyumben gün: Tuesday, July 7, 2009 saat: 13:05

tiiryaki yengeç

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-07-07 00:09:25, 2009-07-07 00:09:25

Temel gece yatarken
başucuna biri dolu biri boş iki bardak koyarmış
neden
biri susarsa içsin diye
dieri susamassa içmesin diye:p

*******************************

Susamamışken boş bardaktan su içmemek gibisi yoktur.
Temel haklı. (Nasıl ya?)

Düzenleyen oyumben gün: Tuesday, July 7, 2009 saat: 10:45

Carpe diem.

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-07-06 19:11:43, 2009-07-06 19:11:43

her şeyin bir miadı vardır. Vakit tam oldumu dolar. Seni boşalttıkça dolar belki ama eninde sonunda dolar işte.
Boş ver, gelsin hayat bildiği gibi.


**********************************************

Hayat türlü türlü oyunlar oynamaktan yorulmaz.
Söylendiği gibi; talih çarkını sürekli olarak döndürmemiz kaderimizdir.
Bir şeyi isteriz, alırız, kısa bir süre tatmin yaşarız, bu tatmin hızla sıkıntıya dönüşür. Ardından bir sonraki istiyorum gelir. Arzuyu doyurarak kurtuluş yoktur.
İNSANIN ÇARKTAN HEMEN ATLAMASI GEREKİR...
İstemekten tamamen kaçmak gerek.
En içteki doğamızın, bir şeyi elde etmek için yatıştırılamaz bir şekilde çabalamak olduğu, bu acının en başından beri bize programlandığı ve kendi doğamıza mahkum edildiğimizi unutmamalıyız.
Önce bu yanılsama dünyasının esas hiçliği kavranmalı...
Ardından istenci reddetmenin bir yolu bulunmalı. (Gözlerini kısar sık sık nefes alıp verir...)

Düzenleyen oyumben gün: Tuesday, July 7, 2009 saat: 10:45

...

Yazan: NRL Tarih: 2009-07-06 15:23:21, 2009-07-06 15:23:21

Bir kere dünyaya gelmeye gör!

Öyle şeyler yaşatıyor ve sonra bunları nasıl aştığınıza kendiniz bile şaşıyorsunuz bazen!

*************************

Hayatı bu yüzden yaşamaya değer buluyorum...

Düzenleyen oyumben gün: Tuesday, July 7, 2009 saat: 10:49

tiryaki yengeç

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-07-05 13:43:22, 2009-07-05 13:43:22

değer verdiğimiz bir düşünürün
fikirlerini okuyoruz
dikkatimiz fikirlerden birine odaklandı
ve zihnimiz fikri değerlendirmeye başladı
eyvaah
bir sonraki acı halkasının ne olacağını
şimdiden bilemeyeceğime göre
hissettiğim acı hep en büyüğü olacak
duyusal olarak

kaygı başladı
nasıl bi çaresizlikdir bu
neye başvurayım
hangi moral değere

-"ondan çok şey öğreneceğin acıya hoşgeldin de"
-acılarımız bizi büyütür?
-acularımız paylaştıkça çoğalır:P

yahu hani sen
"acı,ancak çekerek yok edilebilir" diyordun
çekeyim kulağını
kıskaçlarım var benim
:pb

acının kulağını
onu hissederken hisseden organizmanın
ACTH ve endorfin adlı kıskaçları çekiyormuş
geç bakayım sen kenara diyorlarmış
ACTH acıyı tanılıyor işte bu ve ya burda diyor
endorfin de bi koşu yetişiyor
duyarlılığı dikkati de kapsayacak şekilde azaltarak
acı hissine müdahale ediyormuş

muhtemelen bu esnada
sonsuzluğu düşünmeye çalışıp
gaz bulutu olma düşleri içinde salınıyoruz
rüzgaaar yetiş nerde kaldın

sonraki halka
hani daha büyük olacak olan
işte o gelmeden
hani hazır gaz bulutu halindeyken
savur beni

ben de hep
aç kazanları atlıycam tengrim diyordum
meğer yengeç haşlama olmaktan
daha iyisi varmış

***********************************

Beynim serotonin ve endorfin püskürtsün istedim...(Ikınır, gözleri büyür, beyni ısınır...)

Düzenleyen oyumben gün: Sunday, July 5, 2009 saat: 21:50

***

Yazan: elifceyasam Tarih: 2009-07-05 12:47:14, 2009-07-05 12:47:14

Bir sert rüzgarın esmesinide ben istiyorum. Tüm umutsuzlukları,hüzünleri savursun gezegenin en ulaşılmayacak kuytularına diyorum.Ha bu arada vücudum tek parca kalsında diliyorum.))

***********************************

Tek parça savrulmak da harika bi şey. ( Kollarını iki yana açıp çırpar... Kikirder...)


Düzenleyen oyumben gün: Sunday, July 5, 2009 saat: 21:56

..

Yazan: gozleridenizkokan Tarih: 2009-07-05 08:45:34, 2009-07-05 08:45:34

"Büyük acılar daha önemsizlerinin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir."

çok doğru işte buna imzamı atarım..

*******************************

Üstelik dijital olandan...Teknolojik gelişmeleri takip etmeliyiz. Kağıt için ağaç kesmeye son. Kahrolsun ağaç kesiciler ve işbirlikçileri!.. ( Noluyo ya? Gaza geldim valla.)

Düzenleyen oyumben gün: Sunday, July 5, 2009 saat: 22:01

Aşkın ve Suların Öğleni;nden

Yazan: şiir Tarih: 2009-07-05 01:06:51, 2009-07-05 01:06:51

burada sabah akşam donmuş bir denizi taşlıyoruz
taşladıkça taşıyor deniz
çocuklar oyunda hile yapan arkadaşlarına
ceza olarak bir parça bu denizden veriyorlar
akasyalar ve barbunlar bir arada
ortaçağ anlatıları satıyor uzun yol şoförleri
mola yerlerinde...
durup ay'a bakıyor kediler ve köpekler
dolunay akşamları
mardinli bir gece istiyor aşıklar haftaiçleri
ve haftasonları italyan rönesansı hakkında konuşuyorlar
mahalle bakkalı yaşlı adam boyuna bir ağacı yontuyor
biz anlıyoruz ki aşk soyunan bir şehirdir
susuyoruz ve balkanlar ve ötelerinde yazılmış
bir şiiri söylüyoruz ege ağzıyla
kadınlar geçen kıştan,
kardan sözediyor şiirin sonunda
biz anlıyoruz ki erimek eski bir şiirin son dizesidir
atları içeri çekiyorum ve üstünü onlarla örtüyorum
şimdi daha serin terliyorsun
bu iyi bir mevsim gibi geliyor sana
ben dolu vurmuş bir tarlada üstüm başım ay
bir filmde oynuyorum...seninle tanışmamışız daha!..
( kalçalarını istiyorum
denizi geçmek
için....)

Şair : Doğan Ergül

*********************************

Denizi geçmek için yanlış bir seçim gibi geldi. ehi.
Üstelik bana lazım ... ( Poposunu sal yapıcaklar kolunu da kürek sanarak korku dolu gözlerle bakınır, iniler adeta...)

Düzenleyen oyumben gün: Sunday, July 5, 2009 saat: 22:09

Bedenimi atomlarına ayrılmış bir gaz bulutu gibi hissetmeme engel olamıyorum.

Yazan: hikayelerdirgeriyekalan Tarih: 2009-07-05 00:36:45, 2009-07-05 00:36:45

Sert bir rüzgarın eserek tüm parçalarımı gezegenin her bölgesine savurmasını diliyorum...

doğru söze ne denir:)....................

noktaların doldurulmasını heyacanla bekliyorummmm:)
sevgilerimle

********************************

Sert bir rüzgar gibi şifa veren bi şey bilmiyorum...

Düzenleyen oyumben gün: Sunday, July 5, 2009 saat: 00:53

acıdan çuvallamış zihin...

Yazan: senyora Tarih: 2009-07-04 14:09:57, 2009-07-04 14:09:57

- panik kıymığı- bu sözleri sevdim.
Acı; bir bedenin tümsel olarak yaşamdan aldığı en büyük hakarettir.Sanki inandıklarımız çevremizi bunun için doldurmuştur. Bir takım insanlar, annen veya baban ve vesaire bunun için yapılandırılmıştır. Bize gerektiğinde acı verebilmeleri için. Kumanda kimde biliyoruz sanırım.Sevdiğin anda bitersin,muhakkak ikinci sahnede acı yerini alacaktır ya da son sahnede...Artık öyle bir hale gelmiş ki insanlık;acıdan ekmek yemişiz...Şairler, müzisyenler, heykeltraşlar, ressamlar ve yazarlar.Bir çok üretici en iyi bildiklerini, yani acıyı yazmışlar,çizmişler bizde severek izlemişizdir..tanıdık gelmiştir! Son yüzyılda Acı artık kişiselliktende öte doğaya sıçramıştır zamansız avlanan Balinalar, kuşlar , kirlenen sular birilerini eğlendirsin diye yurtlarından edilen yunuslar..birer acı kaynağıdır.
Acıdan kurtulmanın bilinen en iyi yolu deliye vurmaktır...
ve yapabildiğince bağışlamak, sabretmek...
(bir türkü tutturur asırlar önce acı çekmiş birinin sözlerinden)

**************************

(Rüzgarın gelişini görür... Mutluluğu duyumsar...)


Düzenleyen oyumben gün: Saturday, July 4, 2009 saat: 18:05

....

Yazan: ezgilimelodi Tarih: 2009-07-03 20:34:27, 2009-07-03 20:34:27

vücut en basit bir kıymığı dahi etrafını iltihap bağlayarak atıyorsa;barındırmıyorsa içinde,yürweğinde o kıymığı atacaktır üstünden,iltihabına dayanabilirsen...
acının level i ne olursa olsun
sen gülümse,boşver..

**************************

Gülümsettin beni...

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 21:14

polyana..

Yazan: busegul Tarih: 2009-07-03 12:59:48, 2009-07-03 12:59:48

umut ile ilgili düşünclerinden yola çıkarak diye biliriz ki
sanırım Schophenhauer polyana ile hiç tanışmadı..:))

**************************************

Polyanna Schophenh'u tanısaydı Polyanna olamazdı...Fakat bunun tam tersi geçerli değil tabi.

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 13:01

ilginç ama

Yazan: amozonik Tarih: 2009-07-03 10:59:49, 2009-07-03 10:59:49

Ben de önümde kaçmadan yürüyen iki martı gördüm aklıma Jonathan geldi.
Trafiğe kapalı yolda akşam bir baktım ki yere iki martı kondu.Başladılar yan yan bakmaya önümde yürümeye gerçekten ilginç.O an makinem yanımda olsa idi yayınlardım.Aklıma Fred Alan Wolf'un yazısı geldi yayınlamıştın ya..Gerçekle ilgili...

**********************************************

Gerçek sandığımız şeylerle gerçek arasındaki fark bazen çok şaşırtıcı olabiliyor...

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 12:30

Acı istemiyorum.. "Seni seviyorum"

Yazan: benbenim... Tarih: 2009-07-02 23:55:27, 2009-07-02 23:55:27

Ne yokluğuna yerin, ne varlığına sevin.. Acı hariç her şey için geçerli. Büyük acıların farkında olup, küçük şeylerden acı çekmemek ideal olan.. Sağlık ve 1. derece yakınlarımızla ilgili olanlar hariç, her şey geçici ve boş. Anı yaşamak gerek. Her ne kadar o panik kıymığı arada sızlatsa da yüreğimi, hayatın keyfine varmak gerek. Yaşamı seviyorum.. Tesadüfleri.. ya da her neyse..belki de çekim yasası.Seni seviyorum.

************************

İstemesek de acı ansızın gelir ve omuzlarımızdan tutup silkeler bizi...
O gittikten sonra hala ayaktaysak yola devam edebiliriz...

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 01:29

merak..

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-07-02 21:18:34, 2009-07-02 21:18:34

ben yeterince tanımıyordum schopenhauer'ı
nette araştırken şöyle bir sözü dikkatimi cekti sanırım işlenen konuya yakın,

"beraberinde getirdikleri umutlar ve korkularla akın akın gelen arzulara teslim olduğumuz sürece... kalıcı mutluluğa ya da huzura hiçbir zaman kavuşamayız"

schopenhauer

******************************

Schopenhauer, en içteki doğamızın, bir şeyi elde etmek için yatıştırılamaz bir şekilde çabalamak olduğu, bu acının en başından bize programlandığı ve kendi doğamıza mahkum edildiğimizi savunur. O, önce bu yanılsama dünyasının esas hiçliğini kavramamız, ardından istenci reddetmenin bir yolunu bulmamız gerektiğini düşünür. Evet bütün büyük sanatçılar gibi saf, platonik fikirler dünyasında yaşamayı amaçlamalıyız.
Diğer yandan arzu ve umutların gelecek beklentisi ile halen yaşadığımız anı yok ettiğini iddia eder Schopenhauer. Umudun insan için bir kötülük olduğunu söyler...(Kırmıştır...)

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 02:00

GÜLÜMSE...

Yazan: amozonik Tarih: 2009-07-02 19:31:42, 2009-07-02 19:31:42

Her şey çok güzel olacak.
Dünyayı güzellik kurtaracak.

Gülümse dedim bak kızdırma adamın kafasını:))Bu Şopenhaueri çok feci pataklayacağım az kaldı bak..:))Kötümser o tu kaka :)

******************************

O hep kötümserlik ile gerçekcilik arasındaki ince çizgide yürümüştür. Oysa ben her şeyin çok güzel olacağına eminim...Ve elbette ki dünyayı güzellik kurtaracaktır... ( Heyecanla bakınır... Kalbi pıtı pıtı eder...)

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 02:02

lakırdı üstüne lakırdı

Yazan: leylisra Tarih: 2009-07-02 18:52:05, 2009-07-02 18:52:05

büyük acılar... tıpkı büyük sevdalar gibi.. her birini en büyük sevda sanmak gibi... daha kuvvetlisini hissedip yaşadığında bir öncekileri yok sayıp hor görmek gibi... Ya da büyük zekalar...Her yenisini keşfettiğinde diğerlerinin ferlerinin sönmesi gibi.. Örnekler artar, ama hikaye aynı kalır. öyle ya insan anne karnında da kainatı bulunduğu yerden ibaret sanır. kimbilir belki ölünce de şu anki dunyamızı anne karnı gibi addeceğiz...

bu arada beyitin anlamı:

Gönül Yaradanın evi, uğradığı mekanıdır, onu başkalarından başka şeylerden temizle ki
geceleri köşküne (gönül köşkü) Rahman teşrif etsin..

Sevgi ile..

****************************

Kainatın sınırlarını keşfettiğimizde gece ve gündüz gönül köşkünde yaşayacaktır Rahman... ( Ufka bakar, ıkınır...)

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 02:06

Oyumben

Yazan: Akheneton Tarih: 2009-07-02 18:41:16, 2009-07-02 18:41:16

Bak şimdi..
Geçmiş hatıralardan öğrenmemiz gerekeni öğrendi isek gelecek için daha iyi planlar yapabilme şansını yakalamış oluruz.Daha önce de tekrar tekrar yazdım ''eğer geleceğe sadece bakıyor ve değiştirmek için çaba sarfetmiyor isek şu an'ımız sürekli bir memnuniyetsizliği yaşamakla eş anlamlıdır.''

Ne için yola çıktı isen çevrende sana yardımcı olacak malzemeleri elde etmeye başlarsın.Dünyanın hiçbir acısı istediğim şeyin olmaması acısı ile kıyas edilemeyeceğine göre onu elde edene kadar çekeceğim bütün acılar bu acının yanında oldukça hafif kalacaktır diye düşünüyorum.Bu insana güç verir..Olmadı mı,olmasın ...
Değer ...

''Bütün uzun yollar yalnızca bir adım ile başlar...''

Umut değil,inanç,çaba,istek....
Ben daima inandım hep inandım,inanıyorum,hep te inanacağım...
Eski bir yazıyı buraya yeniden yazmak istedim..

''O'nu eninde sonunda alacağım ben...
Ve aslında O'nu çoktan aldım ben...''

Diye düşündü kız ,eline biriktirdiği taşları oturduğu banktan denize doğru dalgınca atarken...
Aradaki mesafeler arttıkça yaklaşırmıydı insan...
Ne zordu anlatacak kelime bulamamak.Karmakarışıktı düşünceleri.Aslında, karmakarışık olacak birşey de yoktu ya neyse.Seviyordu işte. O kadar.Denize doğru bakındı,ilerideki fenerin ışığının suya çiziği desenlerden bile, bir anlam çıkarmaya çalışıyordu.
Niçin böyle idi...

Martılar vardı gökyüzünde...
Bir martı yaklaştı akşamın alacasında kanatlarını ona doğru çırparak.Tam üzerinde idi işte ve çok yakınında uçuyordu.O'nadoğru baktı ve ''Beni anlıyorsunuz sanki,beni bir sizler anlıyorsunuz...Hoş anlamasanız çok ta umrumda...'' diye geçirdi içinden...Boğazı düğmüklendi birden.Kalbi ağrıyordu işte...
Evet..sanki onu anlıyorlardı,birden ellerinin arasına alıp konuşmak istedi biri ile...Gözlerini kapattı.Martı'nın onunla konuştuğunu,
hayal etti,ona anlattı bütün hissettiklerini,söylediklerini,söyleyemediklerini.
Dinledi martı.Dingindi ortalık,yosun kokusunu,denizi duyumsayabiliyordu.Ellerindeki elleri,bir yerlerde çarpan yüreği anlattı ona.
Anladı martı.Her yolun,her son'un,her başlangıcın aslında O'na olduğunu...
O acı çekiyordu...
O çok acı çekiyordu...
Ağlamaya başladı...
Uçtu gitti martı...



Birden...
Bir el uzandı birden sağ yanından...
Bir el dokundu gözlerine...



''Neyin var kızım...''

Dedi tatlı bir ses....


''Hiç,yok birşey...''

Hiç tanımadığı bir kişiye yaslanıp ağlarmıydı insan...

Ağlarmış...

'O'nu son gününde de olsa alacağım ben.Çünkü gerçekten seviyor ve gerçekten istiyorum...''

Dedi kız...

Anladı kadın...Başını sağa sola salladı.

-Ayrısın değil mi sevdiğinden...Ne hislisin sen...Gözlerin,gözlerinden iyi biri bakıyor...

-Başını önüne eğdi...Çok şeyler vardı söylemek istediği,dayanılmaz bir acıyı anlatmak istiyordu uzanan ele,tıpkı martıya anlattığı gibi.....Bir kaç kelime fısıldayabildi.....

Çıldırmak istiyorum.Çıldırmak üzereyim.Ve aklımı kaybedesim var...
Biliyorum O'nunda.Aslında...

Çıldırmak dediğin nedir ki?
Diyerek gülümsedi kadın...
Etrafına bir bak...Niçin deli olmak için yarışıyor insanlar?

.



-Halbuki sadece aşk...Sadece sevgi ve sadece sevdiğin ile hep birlikte olasın geldi...Bunun neresi çılgınlık.Yanlış akla isyan ediyorsun...Akıllısın..
Budur insanın akıl dediği.Acı çekmek,acı tohumlarının ürünlerini toplamak bucaksız tarlalardan.
Çılgınca bir mutsuzluğun içerisinde bir mutluluk,ıssız gecede bir nebze ışık korkutuyor...
Yeterince çıldırmış değil mi insanlık...
Bu çılgınlıktan kurtulmaktır hayat...Hadi...

Halbuki martılarla konuşuyordun az evvel.Sen hangi duygunun bunu sana verebileceğini sanıyorsun?

Şimdi sıkı dur bakalım...

Biliyormusun ,annem hep bana o balıkları avlamam gerektiğini ve bir metre bile yukarıya uçmamam gerektiğini anlatırdı.
Hatırladın mı beni...Çok uğraştım ama olmuştu...Hatırladın mı...



İrkildi birden kız,O'nu tanımıştı...

-Jonathan...!
-Jonathan...!
Sensin...



Şaşkındı..

-Jonathan'sın sen.Hatırladım seni.Ne zaman umutlarım kırılsa,ne zaman yüreğimin içerisinde yangınlar yansa ve ne zaman,tükendiğimi hissetsem...Seni hatırlarım.Ben de senden bir parça var....Seni ilk tanıdığımda,tanıyordum,doğduğum günden beri tanıyordum,çocukluğumdan beri tanıyordum....
Belki kanatların dokundu doğmadığım zamanlarda bir yerlerde ....


-Beni unutma...

Dedi kadın...

-Ben hep seninleyim.Her nerede olursan ol,her ne zaman acırsa yüreğin,biterse umutların..
yukarı bak...Seni hep izliyor olacağım...Unutma umut demek ,sen demek...Umudun bittiği yerde,biten aslında sensindir,kendine olan güvenindir...Sen umutsun,aşk'sın...Bunun için seviyorum seni...Sen olduğun için.Bilirmisin,tembellikten ve çaresizlikten,''artık yapacak hiçbirşeyleri kalmadığında gider bilge olur insanlar...Çoğu yalancı bilgedir.''Senin bilge olmak için yaşın genç, dansetmelisin,ne bileyim mum yakmalı,sevdiğinle olmalısın,niçin son gün...Aptalca...
Ya yarına çıkmaz isen...Budala seni...Umutsuz bilgeler,vicdanlı şeyler sizi...
Henüz neyin doğru,neyin yanlış olduğundan bir habersiniz ve vicdandan,bilgelikten bahsediyorsunuz....
O'da senin kadar aptal anlaşılan...Derdi nedir...Ha insanlar...Anladım...

Unutma hey...

''Bir vapurda yaslandığın bir omuz,
Elini yalayan bir kedi...
Seni anlayan bir dost...
İçinden gelen sevgi sözleri...
Okuduğun her kitap,
Yaşadığın her iyi şey de
Bil ki ben olmuşsundur...
Ve sana dönmüşümdür....''



Sen olacaksın...

Ağladı kız...

''O'nu eninde sonunda alacağım ben...
Ve aslında O'nu çoktan aldım ben...''

dedi yine
Gülümsedi kadın...Elini yüzüne sürdü...
Unutma dedi...
Sağına baktığında...
Bir tüy....
Eline aldı,öptü...
ve
bir ses...

''O'nu eninde sonunda alacaksın sen.
Çünkü O'nu aslında almışsın sen...''

dedi....

Gülümsedi kız...






...


MARTI'DAN...

Martılar için uçmanın tek anlamı karınlarını doyurabilmektir.
Oysa Jonathan için önemli olan karın doyurmak değil uçmaktı.
Jonathan uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu.
Bu tür bir düşünce O'nu diğer martılardan ayırıyordu ve ailesini bile endişe içerisinde bırakıyordu bu tutkusu...

''En yüksekten uçan martı,en uzağı görendir.''

''Bir kemik bir tüy kalmak umurumda bile değil anne.Ben sadece havada neler yapabileceğimi görmek istiyorum,anlıyormusun,hepsi bu,sadece öğrenmek istiyorum.''

Annesi:
Sen uçmanın karın doyurmadığını çok iyi biliyorsun.Uçma nedenin yiyecek bulabilmek.''

Jonathan bunu dinledi,böyle yapabilmek için çok çabaladı.Fakat bunları bir türlü yapmak istemiyordu.

Yakaladığı bir balığı yaşlı bir martının önüne attı:''Bunların tümü çok anlamsız'' diye düşündü.Onca zamanım boşa geçti.Daha da uçmayı öğrenebilirdim.Öğrenecek ne çok şey var.''

''Bilmeniz gereken,bir martı'nın sınırsız özgürlük düşüncesine ve Yüce Martı'nın düşüne sahip olduğu,bir kanat ucunuzdan diğerine tüm bedeninizin onun hakkında düşündüklerinizden başka bir şey olmadığıdır.''

Martı
Jonathan Livingston
Richard Bach


Çok sever Akheneton seni.

*****************************

Şaşılacak bir şekilde bu gün evin önünde park etmiş araba üzerinde bir martı gördüm ve Jonathan'ı düşündüm...( Bu bir tesadüf olmasa gerek...) Eve doğru giderken bana bi şeyler söylemek ister gibiydi... Şimdi onun neler söylemek istediğini öğrenmiş bulunuyorum. Sana minnettarım...

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 02:11

...

Yazan: amozonik Tarih: 2009-07-02 17:32:10, 2009-07-02 17:32:10

Süpermen gibidir...Yukarıdan yaklaşır..
Acıların dinecek ise en büyük acın benim artık:)
canımsın sen..
sevgiler sana..

*****************************

Varlığın mutluluk veriyor... ( huzurludur, sevindirik olmuştur...)

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 02:12

...

Yazan: cigdemyavuz Tarih: 2009-07-02 17:13:37, 2009-07-02 17:13:37

bir bulut olsam yüklenip yağsam diyorum.
arınır mıyım zihnimdeki karmaşadan? peki ya denk gelir miyim evrendeki herhangi bir zerrene? (...)

**********************************

Bunu ancak yağdığın zaman anlayabiliriz... Yağ, gürle...

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 02:17

...

Yazan: cigdemyavuz Tarih: 2009-07-02 16:55:25, 2009-07-02 16:55:25

Yersiz'e, "nereye" diye sorulur mu?
(yüzünü avuçlarının arasına alır, somurtur...)

******************************

Her şeye rağmen gülebilmeli bünye...( gülümser, sağa sola bakınır...)

Düzenleyen oyumben gün: Friday, July 3, 2009 saat: 02:18


{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }