Embed

Canım Sıkılıyor, Öyleyse Varım...

 

Evde canım sıkılıyordu. Hava almak için balkona çıktım. Balkon korkuluklarından tutarak çevreme bakındım. O sırada gagasıyla ceviz kırmaya çalışan bir karga gördüm ve onu dikkatle izlemeye başladım. Karga birkaç defa gagasıyla cevize vurdu fakat ceviz oralı olmadı. Acaba ne yapacak diye merakla seyrederken; karga cevizi gagasıyla kavrayıp uçtu ve elektrik direğinin üzerine kadar yükseldikten sonra cevizi yere bıraktı. Yere düştüğünde kırılan cevize doğru pike yapan kargayı gördüğümde anladım hayvanların da muhakeme yeteneklerinin olduğunu. Evet karga da düşünüyordu. Belki de Descartes bu sahneyi görseydi o ünlü “Düşünüyorum öyleyse varım” sözünü etmeyecekti diye geçirdim aklımdan. Sonra can sıkıntısından olacak, insanoğluyla hayvanı ayıran özelliğin düşünce yeteneği olmadığını sorguladım. Ardından hayvanların canı sıkılıyor mudur diye düşünürken şimdiye kadar canı sıkılmış bir havana rastlamadığımı keşfettim. Aman Tengrim! Bulmuştum. İnsanlarla hayvanları ayıran en büyük özellik düşünmesi değil can sıkıntısıydı. Siz hiç canı sıkıldığı için karga seyreden bir aslan gördünüz mü? Ya da ne bileyim canı sıkıldığı için hortumuyla zürafanın boynunu sıkan bir fil var mıdır? Bence yoktur. Bu gezegende canı sıkılabilen tek canlı türü insan. Üstelik belki de bir çok buluşun kaynağı can sıkıntısıdır. Hatta belki de doğmuş olmamızın sebebi bile anne babamızın canının sıkılmış olması olamaz mı? İşin güzel tarafı can sıkıntısını gidermek için yapılan şeylerin can sıkıcı olmayışı. Sonuçta eğlenceli şeyler yapmamızı sağlayan, insan ruhuna üflenmiş gizemli bir kaynak can sıkıntısı. Bundan sonra sakın canım sıkılıyor diye hayıflanmayın, can sıkıntısı sizi insan yapan şeydir. Kullanın onu!

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !